Berber Kenan'ın Maceraları

15/8/2006 - Sevmek, sevilmek...ve ötesi

Biraz sonra okuyacağınız satırları buraya yazmak etik midir değil midir o konuya hiç girmeyeceğim. Zira şu an pek de umrumda değil. Bu yazıyı, bu metni yazmamın tek bir amacı var o da artık beni tüketmekte olan içimi dökmek...

 

Kimse ile bu konuları konuşamayacak bir yapıya sahip olduğum için elimden sadece yazmak, kelimelere sığınmak geliyor. Bunu da kendim yazıp, kendim okuyarak yapmak istemediğim için buraya bu blog'a yazmak istedim. Uzun lafın kısası gelelim öykümüze...

 

Güzel bir sonbahar sabahı Lise'ye başlamış ve hayatınızda yeni bir sayfa açmışsınızdır. Bunun heyecanı ve ürkekliği ile sınıfa girer ve gözlerinizle ortamı taramaya, size bu dönemde eşlik edecek insanları tanımaya çalışırsınız. Sonra birden bire gözleriniz bir çift göze kilitlenir. Bir çift yeşil ve parıl parıl parlayan göze. Parlıyorlardır çünkü neşelidirler, parlıyorlardır çünkü sempatiktirler...

 

O andan, o saniyeden, o dakikadan, o günden sonra içinde bulunduğunuz o yeni dönem daha da karmaşık bir hal alır. Çünkü artık tek düşündüğünüz şey o bir çift güzel yeşil göz ve o gözlerin sahibi ile onun sizin için ifade ettikleridir. Kısaca artık aşık olmuşsunuzdur...

 

Aradan günler, aylar, yıllar geçer. Aşkınız daha da büyür, daha da güçlenir ve Lise sona erdiğinde siz halen aşkı son sürat yaşamaktasınızdır. Tek bir farkla... O bir çift güzel yeşil gözün sahibi bu duygularınızın "d"sinden bile haberdar değildir. Çünkü siz ona duygularınızı açmayı değil, saklamayı kalbinizde yaşatmayı seçmişsinizdir.

 

Elinizde onunla sınıf arkadaşı olarak yaşadığınız ve her dakikasından keyif aldığınız anlar ve doğumgünü tarihini biliyor olmaktan fazlası yoktur. Liseden sonra yıllar birbirini kovalar. Ona her doğumgününde çiçek yollar ve defalarca denemelerden, titreyen ellerin engeline, kalbinizin heyacan ile göğüs kafesini yumruklamasına rağmen arar sesini duyarsınız. Mutlu olursunuz içinizdeki aşk ile birlikte yeşeren ve büyüyen ümidiniz de tazelenir.

 

Bu şekilde tam oniki yıl geçer. Birgün bir mucize olur. O sizi öylesine arar... İnanamazsınız, kalbiniz artık yüz metre rekoru kırmak istercesine canlanır ve ona bir mesaj atarsınız. Artık dolaylı yoldan bile olsa birkaç kelimenin ardına saklanmış olsa da sizin ona olan aşkınızı biliyordur. Ümidiniz daha da büyür, daha da kuvvetlenir.

 

Ve o gün gelir... Artık ona sihirli sözcükleri ulaştırırsınız. SENİ SEVİYORUM dersiniz. Karşılık alırsınız o da sizden hoşlanmaktadır... Ama tabii henüz sevgi yoktur. Ama bu da birşeydir değil mi ? Öyledir öyle olması gerekir.

 

İlk buluşmanız sizin için muhteşemdir. Kaybolan her yıl için verdiğiniz oniki aşk kırmızısı gül, güzel bir yemek ve sohbet... eve kadar güzel bir yürüyüş. Daha ne olsundur... daha ne olsun. Artık hayallerinizde yaşattığınız, gözlerinizi her kapattığınızda gözleri gözlerinizin önüne gelen sevdiğiniz sizinledir.

 

Günler, Ayları geçer ve harika zaman geçirirsiniz. Çok mutlu olur, bazen üzülür ama sonuçta sevdiğiniz ile beraber olmuş olmanın verdiği gurur ve mutlulukla güzelce geçinip gidersiniz.

 

Ancak birşey eksiktir, birşey var ile yok arasındadır. Seviyorsunuzdur, deli gibi aşıksınızdır. Evlilik planları kuruyor, mutlu günleri hayal ediyorsunuz, hayatınızı planlıyorsunuzdur. Ama farkedersiniz ki Sevilmek eksiktir. Daha doğrusu bir an vardır, bir an yoktur. Bir türlü onu tutup sevmenin yanına koyamıyorsunuzdur. Bir görünüp bir kayboluyordur.

 

Sonra düşünmeye başlarsınız.... Neden ? Neden sevilmeyesiniz ki ?

 

...

 

İşte ben de bu öykünün sonundaki sorunun cevabını arıyorum. Bulmayı umut ediyorum. Ve bunu yaparken belki de bu öyküyü yani beni en iyi anlatan şarkıyı dinliyorum :

Bir yarim olsun isterdim gözleri yeşil

Bir yarim olsun isterdim gül yüzü gülen

Onu çok sevmek isterdim delice sevmek

Peşinden koşup koşup sonunda almak

Ben sevmek sevmek isterdim

Nerden bilirdim sevenler ağlarmış

Bir yarim oldu sonunda gözleri yeşil

Bir yarim oldu sonunda gül yüzü gülen

Onu çok sevdim sonunda delice sevdim

Fakat bu aşkın sonunu ben hiç bilmezdim

Ben sevmek sevmek isterdim

Nerden bilirdim sevenler ağlarmış

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

2006-08-16 13:57:55 - bu belki ilk ama son olmayacak

Yazan: littbarski
Sanki her boku bilen birinin edasıyla yazıyor gibi olacam ama en azından insan bildiğine inandığı şeyi hiçbir zaman içinde saklamamalı.Yanlış olsa bile birileri içinden doğru bi parça çıkarabilir..

Yazıyı okudukça hiçde yabancı olmadığım bir durum anında gözümün önünde canlandı.Aşk dilinde ben buna "onun hissedebileceğinden fazla aşık olmak spazmı =)" diyorum ben buna..Bu aynı ormanda yaşayan bir insanın yürürken ağaçları görememesi gibi bişey.Herşey mükemmeldir başta,ama yavaş yavaş beklentiler ve alışkanlıklar ilişkiyi yiyip bitirmeye başlar.Yıllarca bu an için beklemiş dolmuşsun,daha önceden yaşamamışsın bu duyguyu,eğer ilk seferinde başarsaydın zaten kusursuz insanlar arasında yerini almıştın çoktan(bkz. neo bile ilk seferinde damdan atlayamadı).Eğerki sen onun gözünde,yaşadığı ormandaki bir ağaç değilde akan ufak bi çay olsaydın o zaman işler farklı olurdu,o zaman seni takip ederdi.Yani yapılabilcek bişe yok,bu benim başıma çok geldi,birçok arkadaşımda aynı şekilde bunları yaşadı,sende aramıza katıldın sevindim =) Niye seviniyosun diyecen böle bi olaya çünkü bir üst kademeye atladın artık.Onun farkedebileceği kadar değer vermeyi öğrendin.O kadar çok değer vermiş o kadar çok sevmişinki o buna alıştı ama büyüklüğünün farkında değil.sonra zamanla bu sevgi ilk günün azcık altına düşse hemen gözüne batmaya başlar.bunuda ayda 500milyar dolar kazanıpda birden 300milyar dolara düşen başlayan adamın "neden artık daha az kazanıyorum?" demesine benzetebiliriz.Eminimki sende benim karakterindeki bazı yönleri değiştirmek istiyorsundur.Mesela ben bazen keşke yeni bir hayata başlasam,kimsenin beni tanımadığı bilmediği bi yerde yeni insanlarla tanışsamda olmak istediğim karakterde kendimi onlara göstersem.Burdaki insanlar artık benim bu huyuma alıştılar,değiştirirsem gözlerinde komik kaçar düşüncesi.İnan bana bu blogu yazmadan oncede bunu düşünmedim değil ama umrumda bile değil dedim ve yazdım..gerçektende beklediğim tepkiler geldi,"vayy bee sen böle şeyler yazarmıydın laaa" gibi... sen bile şaşırmıştın senden böle ciddi bişeler beklemezdim diye ama seninde içinde aynı düşünceler oldugu için bunu gerçekten güzel bi hareket olarak karşıladın ve sende yapmak istedin..yaptında güzel oldu zaten =) benden sana yaşanmış bir tavsiye,asla geride kalan iyi kötü ne varsa hiçbiri için kederlenme.kederlenmek onların değerini arttırır,değeri arttıkçada kaybettiğin için daha fazla üzülürsün.onun yerine yaşadıklarını basite ingirdeyip "hmm bundan ne öğrendik,kadınlar böleymiş demekki" diyip basit bi ders çıkarıp göm geçmişe.zor gelir biliom ama emin ol bir kere gömdükten sonra kalbinin bahçesi zincirlikuyu mezarlığına dönecek =) ve sen eskisinden çokk daha stressiz mutlu ve rahat biri olacaksın.insanlar sana "oha lan ne kadar gamsızsın hayvan herif" şeklinde iltifatlar edicekler,ilginç şekilde hoşuna gitmeye başlayacak ve bu şekilde devam ediceksin. bu yazıyıda yazdırdın ya bana ,bloguma aşkla ilgili bişe yazmak istemiodum ama artık bende bişeler yazacam heralde... =)
Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Bendeniz, nam-ı diğer Berber Kenan'ın yaşamından kesitleri yani; acılarını, sevinçlerini, hobilerini, dinlediği müziği, hayata bakışını, zaman zaman öykülerini v.b. bulabileceğiniz bir macera kitabı...

Kategoriler

Arkadaşlarım

littbarski
peripeties